admin - Wilco Group - Wilco İnsan Kaynakları ve Hizmet A.Ş.
ŞEHRİVAN Gazetesi Haberimiz...

Author: admin

Our news story from ŞEHRİVAN Newspaper…

Wilco Group’tan temizlikte yeni dönem: Temizlik susuz da olur!

Türkiye’de temizlik ve hijyen endüstrisinde faaliyet gösteren firmaların öncülerinden olan Wilco Group, Almanya merkezli Arcora Group ile birlikte geliştirdiği XLine temizlik sistemi sayesinde, su kullanılmadan endüstriyel temizlik hizmeti dönemine geçti.

Türkiye’nin önemli temizlik şirketlerinden biri olan ve ülke genelinde önemli kurumlara temizlik hizmeti veren WILCO Group temizlik alanında yeni bir dönemin startını verdi. İklim değişikliği ve kuraklığın etkileri dünya genelinde her geçen yıl daha da artarken Türkiye’de de başta İstanbul olmak üzere bu etki gözle görülür bir şekilde hissediliyor. Türkiye’de Wilco Group öncülüğünde başlatılan “susuz temizlik” hizmeti sektöre örnek olacak bir adım oldu.

WİLCO GROUP’TAN ÇEVRESEL ETKİLERİ AZALTMAYA YÖNELİK YENİLİKÇİ ÇÖZÜMLER

Dünya genelinde su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün artarken endüstriyel temizlik sektörü sürdürülebilirlik ve ESG kriterleri açısından kritik bir dönüşüm sürecinden geçti. Türkiye’de yaklaşık 2 milyar Dolar büyüklüğe ulaşan ve 5 binden fazla şirketin faaliyet gösterdiği sektörde, TÜİK verilerinin en alt seviyedeki rakamları esas alınarak yapılan hesaplamalarda dahi, günlük 20 bin ton, yıllık ise 7,3 milyon ton suyun endüstriyel temizlik süreçlerinde tüketildiği gözlemleniyor.

TEMİZLİKTE “SUSUZ” DÖNEM

Bu durum çevresel etkiyi azaltma ve yenilikçi çözümleri zorunlu hale getirirken sektörün öncü firması Wilco Group, ” temizlik hizmeti sektöre örnek olacak bir adım attı. Çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan yatırımlarıyla sektörde yeni bir standart oluşturmayı hedefleyen Wilco Group; Almanya merkezli Arcora Group ile birlikte geliştirdiği XLine temizlik sistemi sayesinde, su kullanılmadan endüstriyel temizlik hizmeti veriyor.

MİKROP YAYILIMINI YÜZDE 90’IN ÜZERİNDE ENGELLİYOR

Susuz temizlik hizmetinde, dozajı önceden ayarlanmış kimyasallarla temizlik yapılmasını mümkün kılan hazır mop sistemleri, hem su tüketimini azaltıyor hem de hijyen standartlarını yükseltiyor. Her mop ile yaklaşık 25 metrekarelik alan temizlenirken, kontrollü kimyasal kullanımı sayesinde çalışan sağlığı ve operasyonel verimlilik de destekleniyor. Yapılan ölçümlere göre, bu teknoloji mikrop yayılımını yüzde 90’ın üzerinde engelliyor. Özellikle okullar ve hastaneler için geliştirilen bu sistem, hijyen risklerini azaltırken, kamusal alanlarda sürdürülebilir temizlik uygulamalarının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.

ÇEVRESEL ETKİ: TEMİZLİK SUSUZ DA OLUR

Türkiye genelinde endüstriyel temizlik faaliyetlerinin büyük bölümü hala yüksek su tüketimiyle gerçekleştiğine vurgu yapan Wilco Group Kurucusu Vanlı iş insanı Mehmet Avcı, sektörün çevresel ayak izine ilişkin ciddi bir etkiye işaret ederek; kurumların ve kamusal alanların susuz temizlik uygulamalarına yönelmesi gerektiğine dikkat çekti. Şirket olarak her gün 3 milyon metrekareyi aşan alanın temizliği için yaklaşık 600 ton su kullandıklarını belirten Avcı, bu miktarın yaklaşık 4 bin kişinin günlük su tüketimine denk geldiğini vurguladı.

TEMİZLİKTE MÜHENDİSLİK YAKLAŞIMI VE ESG UYUMLU TEKNOLOJİ

Şirketin susuz temizlik yatırımları, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve yönetişim (ESG) boyutlarında da değer yaratıyor. “Temizlik artık sadece bir hizmet değil, mühendislik ve veriyle yönetilmesi gereken bir süreç” diyen Avcı, bu farkındalık ile sürdürülebilirlik stratejisini temel alan temizlik hizmetlerine odaklandıklarını ifade ediyor.

HEDEF: YÜZDE 20 SU TASARRUFU VE AKILLI TEMİZLİK

Wilco Group, susuz temizlik yatırımlarıyla ilk etapta yıllık su kullanımını yüzde 20 azaltmayı hedeflerken bu çevresel kazanımı robotik ve yapay zekâ destekli temizlik çözümleriyle güçlendirerek, büyük ölçekli alanlarda verimliliği artırmayı planlıyor. Mehmet Avcı, “Susuz temizlik teknolojileri, robotik sistemler ve veri odaklı yaklaşımlar ESG hedeflerimizin temelini oluşturuyor. Amacımız, çevresel etkimizi azaltırken, sektörde sürdürülebilir dönüşüme öncülük etmek.” diyerek şirketin uzun vadeli vizyonunu özetledi.

WİLCO GROUP HAKKINDA

1991 yılında temelleri atılan Wilco Group, bugün Türkiye genelinde 81 ilde ve 15bin noktada sunduğu hizmetlerle sektörünün en geniş hizmet ağına sahip lider kuruluşları arasında yer almaktadır.

Türkiye’de temizlik ve hijyen endüstrisinde faaliyet gösteren firmaların öncülerinden olan Wilco Group, ofisler, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri, hastaneler, okullar ve açık alanlarda entegre temizlik ve hijyen çözümleriyle geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Ayrıca katı atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesine yönelik çalışmalarıyla çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlamaktadır.

Araştırma ve geliştirme yatırımlarıyla sektörde fark yaratan uygulamalar geliştiren Grup, aynı zamanda çevreyi ve toplumu korumayı hedefleyen sosyal sorumluluk projelerine de öncülük etmektedir. Ulusal ve uluslararası iş ortaklarıyla çevreye duyarlı sorumluluk anlayışı ve kurumsal değerler çerçevesinde sürdürülebilir iş birlikleri kurmaktadır.

https://www.sehrivangazetesi.com/wilco-grouptan-temizlikte-yeni-donem-temizlik-susuz-da-olur

Our news story published in the Hürriyet Economy section…

Susuz temizliğe yatırım dönemi: Endüstriyel temizlikte yılda 7.3 milyon ton su harcanıyor

Pazar büyüklüğü 2 milyar dolar olarak tahmin edilen endüstriyel temizlik sektöründe günlük su israfı 20 bin tonlarda hesaplanıyor. 5 binden fazla firmanın hizmet verdiği sektörün artık dönüşmesi gerektiğini düşünen şirketler, robotik ve yapay zekâ yatırımına başladı. Alman Arcora şirketiyle hazır moblar geliştiren Wilco’nun, su kullanmadan mikrop yayılımını yüzde 90 önleyen yatırımı bunun örneklerinden biri. Mehmet Avcı, “Su krizi kapıda. Artık temizliğin de mühendisliğini yapmak şart” dedi.

İklim değişikliği, her sektörün şapkasını önüne tekrar koyarak ‘zararın neresinden, nasıl dönmeliyim’ diye kendini sorgulamasını zorunlu kılıyor. Her ne kadar Amerika Başkanı Donald Trump’ın iklim değişikliğiyle ilgili anlaşmaları bir bir geçersiz kılan kararları giderek daha çok kabul görse de soluduğumuz hava bilimin yanılmadığını her yıl biraz daha bizlere kanıtlıyor. Gıda ve su krizi keskin şekilde iklim değişikliğinin sonucu olarak kapıya dayandı. İyi örnekleri burada göstermek, atılacak adımlarla ilgili ilham vermek görevi de bizlere düşüyor.

Bu yazıda endüstriyel temizlik sektöründen iyi bir örnek anlatacağım. Yıllardır takip ettiğim genç bir girişimciye ait endüstriyel temizlik şirketi var; Wilco Group. Hikâyesi 1991’de Van’da başlayan ve bugün bütün metro istasyonları, metrobüsler, trenler, finans sektörünün büyük bölümü olmak üzere büyük şehirlerde günlük 3 milyon metrekarenin üzerinde alanı temizleyen bir şirket. Kurucusu Mehmet Avcı, endüstriyel temizlik alanında tüketilen suya kafayı takmış, sürdürülebilir çözümler peşinde olan yatırımcılardan biri. Bu arayış onu inovatif bir sürdürülebilir çözüme ulaştırmış ama önce sektörün su tüketimi hakkında verileri sizinle paylaşmak istiyorum.

GÜNDE 20 BİN TON SU HARCANIYOR

Türkiye’de endüstriyel temizlik yaptığını belirten yaklaşık 5 bin şirket var. Sektörün yıllık hacminin ise yaklaşık 2 milyar TL olduğu belirtiliyor. Türkiye’de milyonlarca metrekarelik alan halen klasik yöntemlerle temizleniyor. Avcı’nın hesaplamalarına göre sektörün günlük su israfı 20 bin ton civarında. “Bu tüketim miktarı TÜİK verilerinin en alt seviyesindeki rakamlar baz alınarak hesaplandı. Bu hesaplama ile ülkemizde endüstriyel temizlikte yıllık su tüketim miktarı 7.3 milyon tona denk geliyor” diyen Avcı, Wilco ekibi olarak her gün temizledikleri 3 milyon metrekarelik alanda 600 ton su kullanıldığını söyledi. Ve yaptığı hesabı şöyle anlattı:

KİMYASALIN DOZU AYARLANIYOR

“Sadece bizim ekip 4 bin kişinin günlük su tüketimine karşılık gelen bir miktarı temizlikte kullanıyor. Böyle gelmiş, böyle gitmemeli diye düşünerek arayışlara başladık. Bana göre temizlik işi bir mühendislik işi olmalı. Almanya’da bu iş böyle yapılıyor. Biz de Alman Arcora Group ile birlikte su kullanmadan temizliğin mümkün olduğu bir hazır mob geliştirdik. Daha az ve doğru kimyasal kullanımına odaklandık. Hazır kutularda mobların kullanıldığı bir makine. Dozu ayarlanmış kimyasal sıkılıyor. Her mob ile 25 metrekarelik alan temizleniyor. Buna XLine temizlik deniliyor. Özellikle okullar ve hastanelerde yaygın kullanımını hedefliyoruz çünkü ölçümlerde mikrop yayılımını yüzde 90’ın üzerinde oranlarda engellediği tespit edildi.”

HEDEF YÜZDE 20 TASARRUF

Wilco sürdürülebilir yatırımıyla ilk etapta yıllık su kullanımını yüzde 20 azaltmayı hedefliyor. Mehmet Avcı, “Susuz temizlik teknolojilerine yatırımlarımızı artıracağız. Bir yandan da robotik ve yapay zekâ çözümlerine yatırım yapıyoruz. Büyük alanları robotlarla temizlemeye başladık” dedi.

WEPS İMZACISI

Temizlik sektörü kadınların yüksek oranda istihdam edildiği bir alan. Ancak yönetimde erkekler öne çıkıyor. Wilco Group, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni (WEPs) İmzalayarak kendi içinde öncü bir adım atmış. Avcı, “Wilco Group olarak her kademede kadınların sesi, emeği ve liderliğiyle büyüyen bir yapıya sahibiz. Kadının güçlenmesi sadece bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyümenin ve yenilikçiliğin temeli. WEPs imzamız, bu inancı uluslararası bir sorumluluk ve taahhüt haline getirdi” sözleriyle yaklaşımlarını anlattı.

MUTLULUK DEPARTMANI

Bu arada şirkette kurulan ‘Mutluluk Departmanı’na da parantez açmam lazım. Mehmet Avcı, departmanı kurma nedenlerini şöyle açıkladı: “Bankaların genel merkezlerini, hastaneleri, okulları, havaalanlarını, metroları temizliyoruz. Çalışanlarımız hijyen konusunda çok dile getirilmeyen ama toplumsal konfor için vazgeçilmez bir iş yapıyor. Duygusal olarak çoğu zaman takdir edilmeyen görevler üstleniyorlar. Bu nedenle çalışanın iyi olma halini insan kaynaklarının yan bir konusu olarak ele almak yerine, bilinçli biçimde ayrı bir Mutluluk Departmanı kurmayı tercih ettik. New York merkezli bağımsız bir danışmanla çalışmaya başladık. Çalışanlara uzmanlarla gizli bire bir danışmanlık alma imkânı sunduk. Bu devam eden ve gelişen bir süreç. Dolayısıyla yaşam koçluğu ve psikolojik danışmanlıklarla devam edecek.”

https://bigpara.hurriyet.com.tr/haberler/ekonomi-haberleri/susuz-temizlige-yatirim-donemi-endustriyel-temizlikte-yilda-7-3-milyon-ton-su-harcaniyor_ID1622883/

Mehmet AVCI's Article Published in Ekonomi Manşet…

Liderliğin sessiz sınavı: Ortaklıkta dengeyi yönetmek

Liderlik, yalnızca büyüme stratejileri belirlemek ya da sonuç üretmekle sınırlı değildir; aynı zamanda farklı güç alanlarını uyum içinde yönetebilme becerisidir. Ortaklık yapıları da bu açıdan liderlik için sessiz ama belirleyici bir sınavdır. Çünkü başarılı ortaklıklar, eşitlik arayışıyla değil; doğru dengeyi kurabilen liderlik anlayışıyla ayakta kalır.

Ortaklık Yönetimi Neden Liderlik Meselesidir?

Ortaklıklar çoğu zaman hukuki metinler, pay oranları ve finansal katkılar üzerinden ele alınır. Oysa liderlik perspektifinden bakıldığında asıl mesele, bu yapıların nasıl yönetildiğidir. Asıl önemli gerçek şudur ki; ortaklık, teknik bir düzenlemeden ziyade, stratejik bir liderlik pratiğidir. Güç, yetki ve sorumluluk alanlarını doğru tanımlayamayan liderler, en sağlam sözleşmeleri bile kırılgan hale getirebilir.

Eşitlik Değil, Denge Üreten Liderlik

Liderlerin sıkça düştüğü tuzaklardan biri, ortaklar arasında mutlak eşitlik sağlamanın adil ve sürdürülebilir olduğu algısıdır. Dikkate alınması gereken kritik nokta; liderlik, herkese aynı alanı vermek değil; herkesi en güçlü olduğu alanda konumlandırabilmektir. Aynı karar masasında, aynı etki alanında ve aynı fayda hattında ilerleyen ortaklar, zamanla birbirlerinin alanına girmeye başlar. Bu durum, iş birliğini sessiz bir rekabete dönüştürür.

Tamamlayıcılığı Kurgulamak Bir Liderlik Yetkinliğidir

Güçlü liderler, benzerliklerden değil; farklılıklardan değer üretir. Sağlıklı ortaklıklarda biri vizyonu ve yönü belirlerken, diğeri sistemi işler hale getirir. Biri büyümeyi hızlandırırken, diğeri riskleri dengeler. İşte liderlik tam da burada devreye girer: Farklı yetkinlikleri tek bir hedef etrafında hizalayabilmek. Bu hizalama sağlandığında ortaklık, kişisel beklentilerin ötesine geçerek kurumsal bir güce dönüşür.

Çatışmalar Nerede Başlar?

Ortaklıkların bozulması çoğu zaman niyetlerden değil, belirsizlikten kaynaklanır. Yetki sınırlarının net olmaması, karar alanlarının çakışması ve sorumlulukların bulanıklaşması; zamanla görünmez gerilimler yaratır. Liderliğin rolü, bu gerilimleri kriz haline gelmeden fark etmek ve yönetim gündemine zamanında taşımaktır. Aksi halde sorunlar ortaya çıktığında çözüm alanı daralmış olur.

Netlik, Liderliğin Güven İnşa Eden Dili

Etkili liderler, belirsizlikten kaçınmaz; onu netlikle yönetir. O yüzden; kim hangi karardan sorumludur, hangi alan kimin yetkisindedir ve hangi konular ortak akılla ele alınır sorularının açıkça cevaplanması, mesafe değil güven yaratır. Bu netlik, ortakların birbirine alan tanımasını ve kendi sorumluluklarına odaklanmasını sağlar.

Liderliğin Olgunluk Testi

Sonuç olarak ortaklık yönetimi, liderliğin en olgun sınavlarından biridir. Gerçek liderlik, “aynı payı paylaşmakta” değil; “farklı güçleri aynı vizyona hizmet eder hale getirmekte” ortaya çıkar. Bu denge kurulduğunda ortaklık bir zorunluluk değil, stratejik bir kaldıraç haline gelir. Çünkü liderlikte ustalık, herkesin aynı yerde durmasını sağlamak değil; herkesin doğru yerde durmasını bilmektir.

Mehmet Avcı / Wilco Group Başkanı

https://ekonomimanset.com/liderligin-sessiz-sinavi-ortaklikta-dengeyi-yonetmek

Our news story published on ekonomist.com.tr…

Endüstriyel temizlikte ESG dönüşümü

Su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün arttığı günümüzde, endüstriyel temizlik sektörü sürdürülebilirlik ve ESG kriterleri açısından kritik bir dönüşüm sürecinden geçiyor.

Su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün arttığı günümüzde, endüstriyel temizlik sektörü sürdürülebilirlik ve ESG kriterleri açısından kritik bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Türkiye’de yaklaşık 2 milyar Dolar büyüklüğe ulaşan ve 5 binden fazla şirketin faaliyet gösterdiği sektörde, TÜİK verilerinin en alt seviyedeki rakamları esas alınarak yapılan hesaplamalarda dahi, günlük 20 bin ton, yıllık ise 7,3 milyon ton suyun endüstriyel temizlik süreçlerinde tüketildiği gözlemleniyor. Bu tablo, çevresel etkiyi azaltmaya yönelik yenilikçi çözümleri zorunlu hale getiriyor.

Bu alanda öncü adımlar atan Wilco Group, çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan yatırımlarıyla sektörde yeni bir standart oluşturmayı hedefliyor. Şirket, Almanya merkezli Arcora Group ile birlikte geliştirdiği XLine temizlik sistemi sayesinde, su kullanılmadan endüstriyel temizlik hizmeti veriyor. Susuz temizlik hizmetinde, dozajı önceden ayarlanmış kimyasallarla temizlik yapılmasını mümkün kılan hazır mop sistemleri, hem su tüketimini azaltıyor hem de hijyen standartlarını yükseltiyor. Her mop ile yaklaşık 25 metrekarelik alan temizlenirken, kontrollü kimyasal kullanımı sayesinde çalışan sağlığı ve operasyonel verimlilik de destekleniyor. Yapılan ölçümlere göre, bu teknoloji mikrop yayılımını yüzde 90’ın üzerinde engelliyor. Özellikle okullar ve hastaneler için geliştirilen bu sistem, hijyen risklerini azaltırken, kamusal alanlarda sürdürülebilir temizlik uygulamalarının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.

“Temizlik susuz da olur”

Türkiye genelinde endüstriyel temizlik faaliyetlerinin büyük bölümü hâlâ yüksek su tüketimiyle gerçekleştiğini vurgulayan Wilco Group Kurucusu Mehmet Avcı, sektörün çevresel ayak izine ilişkin ciddi bir etkiye işaret ederek; kurumların ve kamusal alanların susuz temizlik uygulamalarına yönelmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Wilco’nun her gün temizlediği 3 milyon metrekareyi aşan alanlarda yaklaşık 600 ton su kullanıldığını belirten Avcı, bu miktarın yaklaşık 4 bin kişinin günlük su tüketimine denk geldiğini vurguluyor.  “Temizlik artık sadece bir hizmet değil, mühendislik ve veriyle yönetilmesi gereken bir süreç” diyen Avcı, bu farkındalık ile sürdürülebilirlik stratejisini temel alan temizlik hizmetlerine odaklandıklarını ifade ediyor.  

Hedef: Yüzde 20 Su Tasarrufu ve Akıllı Temizlik

Şirket, susuz temizlik yatırımlarıyla ilk etapta yıllık su kullanımını yüzde 20 azaltmayı hedefliyor. Bu çevresel kazanımı robotik ve yapay zekâ destekli temizlik çözümleriyle güçlendirerek, büyük ölçekli alanlarda verimliliği artırmayı planlıyor. Mehmet Avcı, “Susuz temizlik teknolojileri, robotik sistemler ve veri odaklı yaklaşımlar ESG hedeflerimizin temelini oluşturuyor. Amacımız, çevresel etkimizi azaltırken, sektörde sürdürülebilir dönüşüme öncülük etmek.” diyerek şirketin uzun vadeli vizyonunu özetliyor.

https://www.ekonomist.com.tr/sirketler/endustriyel-temizlikte-esg-donusumu-69906#google_vignette

Our news story published on ekonomist.com.tr…

Our news story published on ekonomist.com.tr…

İngiltere’de şirket almaya hazırlanıyor

Banka şubelerinden ATM’lere, metrobüslerden kamu kuruluşlarına kadar Türkiye genelinde 14 bin noktada endüstriyel temizlik hizmeti veren Wilco Grup, yurt dışına açılıyor. Wilco Group CEO’su Mehmet Avcı, “2025’te İngiltere’de bir şirket alarak Körfez ülkelerine açılacağız” diyor.

Pandemi ile birlikte tüm dünyada kent temizliği ve kişisel hijyenin önemi giderek arttı. Van’da 1991 yılında temelleri atılan Wilco Group da bu alanda kurumsal hizmet veren şirketlerden biri olarak Türkiye’de endüstriyel temizlik sektöründe faaliyet gösteriyor. Grup ofis temizliği, toplu taşıma araçları temizliği, alışveriş merkezi temizliği, hastane temizliği ve hijyeni, okul temizliği, katı atıkların toplanması, geri dönüştürülmesinin sağlanması ve açık alanların genel temizliği konusunda hizmet veriyor.

29 Eylül-12 Ekim tarihli sayıdan

2023 yılında 850 milyon TL olan cirolarını 2024 sonu itibarıyla 1,5 milyar TL’ye çıkarmaya hazırlandıklarını kaydeden şirketin ikinci nesil patronu Wilco Group CEO’su Mehmet Avcı, “Yeni dönemde hedefimizde dünyaya açılmak var. Bunun için İngiltere’de bir şirket satın almak için görüşüyoruz. Bu şirketle öncelikle Körfez ülkelerinde endüstriyel temizlik pazarına gireceğiz” diye konuşuyor.

14 BİN NOKTADA TEMİZLİK

Grup Türkiye’nin 81 ilinde aralarında banka şubeleri, ATM’ler, İstanbul’da metrobüs ve İzmir’de İZBAN gibi toplu taşıma sistemlerinden üniversiteler ve kamu kuruluşlarına uzanan 14 bin noktada hizmet veriyor. 5 binin üzerinde çalışan sahip olduklarını dile getiren Mehmet Avcı, “Bugüne kadar Mercedez Benz, Koç Holding, Ziraat Bankası, Karsan gibi köklü ve güvenilir firmalarla çalıştık. Yapı Kredi’nin tüm şube, ATM ve bölge müdürlüklerinin, Ziraat Bankası’nın 900, Denizbank’ın 720 şubesinin temizliğini biz yapıyoruz” diye konuşuyor.

PAZAR 245 MİLYAR DOLAR

Son dönemde günde 1,5 milyon kişinin kullandığı İstanbul metrobüslerinin temizlik ve yakıt ikmalinden de sorumlu olduklarını, İzmir’de ise yılda 90 milyon kişinin kullandığı İZBAN raylı sistemlerinin tüm istasyon ve vagon temizliklerini üstlendiklerini anlatan Avcı, “Yüzde 100 yerli sermaye olarak yeni dönemde hedefimiz elde ettiğimiz tecrübelerle dünyaya açılmak. Bu konudaki ilk hedefimiz de İngiltere ve Körfez ülkeleri olacak” diyor.

Küresel endüstriyel temizlik pazarının 245 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını, Türkiye’nin ise bu pazardan yaklaşık 2,5 milyar dolarlık pay aldığını belirten Mehmet Avcı, “Küresel pazarın 2030’a kadar yüzde 10’a yakın büyümesi bekleniyor. Biz de dünyada iddiamızı ortaya koymaya hazırlanıyoruz” şeklinde konuşuyor.

“Hijyen Teknik Üniversitesi kurulmalı”
Türkiye’de endüstriyel temizlik alanındaki en önemli sorunun ülkedeki ‘hijyen mühendisi’ eksikliği olduğunu dile getiren Mehmet Avcı, şunları dille getiriyor: “Pandemiden sonra çok daha kritik bir sektör haline gelen endüstriyel temizlik alanında maalesef ciddi bir mühendis açığımız var. Bu konuda bilimsel eğitim veren tek bir kuruluşumuz yok. Şu anda ne yazık ki Türkiye’de hijyen denetimini gıda mühendisleri üstleniyor. Oysa bir an önce Almanya’daki gibi, 80 milyonluk Türkiye’de de Hijyen Teknik Üniversitesi açılmalı. Hızla sektörümüze mühendis yetiştirmeliyiz. Bu konuda YÖK ile, eğitim kurumlarıyla elimizden geldiğince görüşmeye, sektörün ihtiyacını anlatmaya çalışıyoruz.”

https://www.ekonomist.com.tr/makale/ingiltere-de-sirket-almaya-hazirlaniyor-53600

Our News Published on Ekonomimanset.com…

Our News Published on Ekonomimanset.com…

Dünyanın ortası Türkiye

Dostluk Grubu kurucularından, WILCO Group CEO’su TÜSİAD üyesi Mehmet Avcı, yönetim ve ofis hayatı ile ilgili yazılarıyla ekonomimanset.com’da…

Hunlar döneminde, Türk kağanları, otağlarının kapılarını Doğu’ya yani güneşin doğduğu yöne açarlardı. Gün ağarmaya başlayınca, dışarıya adımlarını atar, kuru bozkırdan esip gelen rüzgara karşı gözlerini kısarak, güneşe bakar, hatta ona karşı ibadet ederlerdi. Çünkü güneş onlar için koruyucu ve ebedi bir varlıktı. Günü başlatan, toprağı ısıtan, canlılara hayat veren ve ışığını Tanrı’dan alan bir güç. Bu anlamda kutsi bir anlam ifade ediyordu.

Modern dünyada güneşin doğduğu yer kadar güneşin battığı yer de çok önemli. Biliyoruz ki bizim ufkumuzda batan güneş, başka coğraflarda başka toplumların ufkunda yeniden doğuyor. Çünkü dünyanın artık kendi yaşadığımız coğrafyadan daha büyük, bütüncül ve çok boyutlu bir alan olduğunun bilincindeyiz.

Nitekim tarihsel süreç, modern-jeopolitik bilince sahip insan için Doğu ve Batı’yı, yön ifade eden basit sözcükler olarak değil, aksine son derece güçlü, ideolojik anlamlara sahip kavramlar haline getirdi. Tabi birbirinden çok farklı bir Doğu ve Batı tarifi gelişti. Hatta toplumlara bu anlamda bir seçim yapmaları gerektiğini önerenler de oluyor. Ancak post-dijital dünya, tek bir ülkeye, tek bir coğrafyaya ya da tek bir ideolojik bloga tümüyle bağlı, diğerlerine tümüyle kapalı monogamik türde uluslararası ilişkileri değil, poligamik ilişkiler kurmayı gerektiriyor artık. Bu anlamda devletler, evrensel hukuk ve demokrasi ilkelerini esas aldıkları sürece, stratejik olarak aynı anda Doğu’da Batı’da yer alabilirler.  

Günümüzün çok kutuplu dünyasında Doğu’dan yükselen çok büyük bir ekonomik güç var; Çin. Batı’da ise Avrupa ve Amerika’dan oluşan ayrı bir ekonomik güç duruyor. Ve bir de yukarıya, kuzeye bakmak gerekiyor. Orada da Rusya yer alıyor. Her bir kutup arasında ekonomik ve siyasi bir rekabet var. Bir de bölgesel güçler ve onlar arasındaki ittifaklar, çatışmalar ve rekabet var tabi ki. 

Böyle bir jeopolitik harita içinde, her ekomomik gücün dünyaya vermeye çalıştığı siyasi bir renk, kültürel bir ton var. Böylece her bir blog, dünyayı kendi çizgilerinde dönüştürmeye çalışıyor. Ancak belli maksatlarla hareket eden bütün bu yönlendirici aktörlerin yanı sıra, dünyanın bir de kendi doğal değişim dinamikleri var. Hatta bu doğal dinamikler, bazen tüm bu kurgusal hesapların önüne geçiyor ve kendi oyununu kurabiliyor.

ÇATIŞARAK DEĞİL İŞ BİRLİĞİ YAPARAK REKABET

Küresel Isınma’nın yol açtığı doğal felaketler ve Covid gibi sorunlar işte bu türden doğal dinamikler. Eşitsizliğin korkunç boyutlarda olduğu dünyada, bu sorunlar nedeniyle ülkeler bir bakıma eşitlendi. Dolayısıyla bu eşitlenme onları, kalıpların dışında çıkmaya ve o kalıpların dışında düşünmeye zorladı. Brezilya’da covid devam ettikçe, Amerika’nın aşı ve tedaviye erişim imkanları açısından kendini covid sorunundan tümüyle soyutlayabilmesi ve güvende hissetmesi mümkün değil. Yine Avrupa Birliği ülkeleri karbon salınımını önleyici tedbirler alabilirler, ancak Afrika ülkeleri bu tedbirleri almıyorsa, AB’nin tek başına hareket etmesi, iklim değişikliği kaynaklı felaketleri engelleyemeyecek.

Bütün bu ortak tecrübelerin ardından, Dünyanın son bir kaç yılda kendine çıkardığı çok önemli bir ders var, o da şu: sürdürülebilir bir dünya için devletler, birlikte hareket etmeli. Ülkelerin gerçek bir dönüşüm yarabilmeleri için birbirlerine ihtiyaçları var. Ekonomik ve siyasi rakabeti kavga ederek değil, işbirliği yaparak devam ettirmeleri gerekiyor. Kulağa 1900’lerin enternasyonalizm kavramını çağrıştıran bir gelişme bu. 

YOKSULLUK PEK ÇOK SORUNUN KAYNAĞI ZENGİNLİK İSE PEK ÇOK SORUNUN ÇÖZÜMÜ

Global Isınma, bölgesel çatışmalar, terörizm, fiziki ve mental sağlık sorunları ve ekonomik zorlukların ağır gölgesi dünyanın üzerindeyken, toplumlar, daha konforlu bir yaşam için kendi devletlerden daha fazla zenginlik talebinde bulunuyorlar. Bireylerin, insan onuruna yakışan bir hayat talep etmelerinden daha doğal bir şey olamaz. Bunu elbette anlamalı ve bu konuda neler yapılabileceği üzerinde düşünmeliyiz.

Yoksulluğun pek çok sorunun kaynağı ve zenginliğin de pek çok sorunun çözümü olduğunun hepimiz farkındayız. O halde dünyanın ekonomik anlamda daha doğru yapılandırılması ve yaşadığımız iç ve dış çalkantıların çözülmesi için zenginlik şart.Tabi eşit gelir dağılımına dayalı bir zenginleşmeden söz ediyorum ben.

Peki bu durumda Türkiye kendi ekonomik imkanlarını ya da seviyesini nasıl ilerletip bunu stabil hale getirecek? Kültürel olarak kendini nasıl konumlandıracak? Dünya ülkeleri içinde nasıl bir rol oynayacak? Hangi konularda öncülük yapacak? Kimlere neden ilham verecek? Şu içinde bulunduğunuz makalenin gücü elbette bu soruların yanıtını vermeye yetmez. Ancak Hacı Bektaş Veli’nin ‘Ara Bul’ sözündeki gibi bu soruların cevabını kollektif olarak arayıp, bulmaya ve düşünmeye çalışmanın da hiç bir zararı yok.

TÜRKİYE’NİN ADAPTASYON KABİLİYETİ

Konumlandırma bakımından Türkiye’nin iki önemli kabiliyetini bilmekte yarar var: Birincisi, Doğu ve Batı medeniyetleri arasında kültürel ve ekonomik bir köprü olması yani jeopolitik gücü. İkincisi ise adaptasyon gücü. Bu iki rasyonel faktörü, doğru hayallere dayalı planlar ve iyi uygulanan projeler üzerine oturttuğunuz vakit, Türkiye’nin, Doğu’yu Batı’ya bağlayan ticari ve kültürel bir hub olmaması için hiç bir sebep kalmayacak. Uluslarası finansı, ticareti, kalifiye insan kapitalini, sanatçıyı çeken ve creative girişimlere elverişli bir Türkiye, itibar olarak dünyanın tam ortasına yerleşecektir.

Bu anlamda dünyada, şehir bazlı olarak öne çıkan global hubların kriterlerinin ne olduğuna bakmak bizim için yol gösterici olacaktır. Örneğin Lonra merkezli Z/Yen Group, düzenli olarak Global Finans Merkezleri İndeksi’ni yayımlıyor (Global Financial Centers Index-GFCI). Bu İndekste, genellikle New York ve Londra gibi iki şehir en tepede yer alıyor. 24 Eylül 2021’de 30.’su yayımlanan İndeksin yeni versiyonunda, Londra’yı Singapur, San Fransisko, Şangay, Los Angeles, Pekin,Tokyo, Paris ve Şikago takip ediyor.

GLOBAL FİNANSAL MERKEZLERİ LİSTESİNDE İSTANBUL 61. SIRADA

Bu listede ne yazık ki İstanbul 61. sırada yer alıyor.

İndeksteki 126 finansal merkez tizlikli inceleniyor. 100’ün üzerinde faktöre bakılıyor ve bu faktörlerle ilgili veriler Dünya Bankası, Economist İntelligence Unit ve Birleşmiş Milletler gibi güvenilir kurumlardan sağlanıyor. Ayrıca Global şirketlerin üst düzey yöneticileriyle yapılan anketler var. Hatta bazılarıyla yüzyüze görüşmeler yapılarak bilgi alınıyor. Liste hazırlanırken, finansal ve ekonomik göstergeler çok büyük bir önem taşıyor ama bunun dışında sosyal, kültürel ve politik faktörlerin de derecelendirme yapılırken çok büyük bir önemi olduğunu görüyoruz. Örneğin o kentin yabancılara ve yabancı kültüre ne kadar açık olduğu, kültürel ve sanatsal aktivitelerinin zenginliği ve eğlence hayatındaki çeşitliliğe kadar çok farklı unsurlara bakılıyor.  

SİNGAPUR YETENEK HAVUZU

2021 İndeksine çerçevesinde hazırlanan raporda, Singapur’un bir yetenek havuzu olarak görülmesi dikkat çekici. Bunun sebebi olarak da dünya klasmanındaki beş üniversitenin ülke vatandaşlarına ücretsiz eğitim vermesi görülüyor. Ayrıca öğrencilere verilen burslar da başka bir etken. Bir başka faktör maaşlar ve ücretli tatil koşulları

İndex hazırlanırken o şehrin ve ülkenin genel olarak iş yapmak için nasıl bir ortam olduğuna bakılıyor. Politik ortam nasıl? Bu anlamda bir istikrar var mı? Hukuksal yapı nasıl ve evrensel standartlarda işletiliyor mu? Kurumların yapısını ve hareketlerini düzenleyen kurallar yeterli mi ve uygulanıyor mu? Makroekonomik durum nasıl? Vergilendirme nasıl işliyor? Rekabet konusunda avantaj ve dezavantajlar neler?

ŞEHİRLERİN İTİBAR KARNESİ

İkinci ana başlık ise İnsan Kaynağı. Yeterli sayıda yetişmiş kalifiye işgücü var mı? İnsan eğitimi ne durumda? Bireyler için genel hayat kalitesinin düzeyi nedir? Çalışma hayatı nasıl? Ücretler nasıl? Çalışanların hakları konusundaki durum nasıl?

Bir diğer temel kategori ise altyapı. Ulaşım ve iletişim altyapısı ne durumda ve bu alanda sürdürülebilir ilerleme söz konusu mu. Başka bir temel kategoride ise sadece finansal göstergelere bakılıyor. Son olarak şehirlerin itibarına bakılıyor. Bir marka olarak dışarıdan nasıl görünüyor? Nasıl bir karnesi var? İnovasyon ortamı nasıl? Kültürel çeşitliliğe sahip mi? Yabancılara açık mı? Diğer şehirlerden üstünlük sağlayabileceği rekabet avantajları neler?

Dolayısıyla bütün bu kategorilerde en iyi olan şehirler ve ülkeler, dünyadaki finansın çekim merkezi oluyor. Yatırımcılar bu şehirlere yöneliyor. Oralarda kendilerini rahat, güvende ve verimli hissediyorlar. Dolayısıyla bu da o şehirlerin daha fazla zenginleşmesine neden oluyor. Şehirlerin zenginleşmesi demek  bulundukları ülkenin zenginleşmesi demek. 

Global Finans Merkezleri İndeksi’ne baktığınızda yükselmenin yöntemlerinin sır olmadığını görüyorsunuz. Bu yöntemleri gerektiği gibi uygulayan ülkeler ve şehirler kazanıyor, zenginleşiyor ve öne geçiyor. Bizim binlerce yıllık tarihi boyunca pek çok medeniyete başkentlik yapmış olan

İstanbul gibi bir şehrimiz var. Dünyada iki kıtayı birbirine bağlayan tek şehir. Eğer İstanbul ve genel olarak Türkiye, dünyada medeniyetlerini ticari, kültürel ve siyasi olarak birbirlerine bağlayabilirse, dünyanın tam ortasında yer alan parlak bir yıldız olacaktır. 

https://ekonomimanset.com/dunyanin-ortasi-turkiye

Our News on Turkiyegazetesi.com.tr…

Our News on Turkiyegazetesi.com.tr…

Van’da öğretmen babasının kurduğu temizlik şirketini Wilco Group adıyla ülke genelinde bin 220 noktaya yaymayı başaran genç iş adamı Mehmet Avcı, şimdi gözünü ABD, Japonya ve Dubai’ye dikti. Avcı’nın hayali, Türkiye’den, dünyayı temizleyecek global bir marka çıkarmak.

Cabir Turğut

Girişimcilik, Türk insanının genlerinde var. Kendi işinin patronu olma motivasyonu ile yola çıkan birçok Türk girişimci, inovatif ve farklı işlerde büyük başarılara imza atıyor. Onlardan birisi de Mehmet Avcı… Hikâyesi Van’da başlıyor. İlkokul öğretmeni babasının emekli olduktan sonra okulları temizlemek amacıyla kurduğu şirketi 2004’te İstanbul’a taşıyan Avcı’ya bugün, bütün İETT otobüsleri, devlet tiyatroları ve sayısız şirketin hijyeni emanet. Yakın çevresinden gelen ‘Bu iş tutar mı’ şeklindeki eleştirilere de kulağını tıkayıp, cesur adımlar atan Mehmet Avcı “İlkin okul ve evlere temizlik hizmeti veriyorduk. Memleketimize sığamaz olduk. İstanbul’a yerleşip, 647 otobüsün temizlik görevini üstlendik. Şimdilerde ise vatandaşlarımıza hizmet veren 3 bini aşkın toplu taşıma aracının temiz ve hijyenik hâle gelmesini sağlıyoruz. Devlet tiyatrolarını temizliyoruz. Toplu taşıma temizliğinde dünyanın sayılı beş markası arasına girdik” dedi.

İLK HAMLEYİ IRAK’TA YAPTI
Türkiye sınırlarını aşmak için ilk hamleyi 2011 yılında Irak’ta iş alarak yapan Wilco Gruop CEO’su Mehmet Avcı “Anlaşma sağladığımız bir proje çerçevesinde ülkenin şehir temizliği görevini yapacaktık. İlk yurt dışı deneyimimizdi. Sonra Irak’ta olaylar yaşanınca geri geldik. Kurumsallaşmanın önemini anladık. Global bir marka düzeyine ulaşmak için 2012 yılında Wilco’nun temellerini attık ve 5 kat büyüdük. Mercedes-Benz, Koç, Ziraat Bankası gibi büyük kurumlarla 5 yıllık hizmet anlaşması imzaladık. Van’da başlayan hikayemiz, bugün 65 ilde bin 220 noktada sürüyor. Bizim heyecanımız çok yüksek” diye konuştu.

ABD, SÜRPRİZ OLMAZ
Wilco Group, temizlik malzemeleri alanında uluslararası Arcora markasının da Türkiye temsilciğini üstlenmiş durumda. Özellikle okullardaki mikrop taşıma sıkıntısını çözmek için X-Line projesine başladıklarını belirten Mehmet Avcı “Susuz temizlik sistemi X-Line’i Alman firmanın distribütörlüğünü alarak, Türkiye’ye getirdik. Daha sağlıklı nesiller için ilk adımı okullarda attık. Çocuklarımızın daha hijyen ve steril ortamlarda eğitim görmelerine vesile oluyoruz” şeklinde konuştu. Avcı, sektörde artık 5 yıldızlı standartlara geçen Wilco’nun gelecek dönem içerisinde ABD, Japonya ve Dubai yolculuğunun başlamasının sürpriz olmayacağına dikkat çekti. Avcı, “Orta Doğu’da ticaretin merkezi Dubai, Asya’da Hong Kong ve bir de Amerika… Buralar vitrin olur. Japonya’da da iş yapmayı istiyorum” dedi.

DÖRT BİN KİŞİLİK İSTİHDAM
Hijyen sektörünün sürekli geliştiğinin altını çizen Mehmet Avcı, dolayısıyla AR-GE faaliyetlerine her yıl proje başına 200 bin lira ile 1 milyon lira arasında değişen tutarlarda bütçe ayırdıklarını paylaştı. Avcı, geçtiğimiz yılı 105 milyon lira ciroyla kapattıkları, 2018’de de aynı performansı koruyacakları bilgisini verdi. Her yıl 20 milyon lira tutarında yatırım yaptıklarını ifade eden Avcı, bu sayede 4 bin kişilik dev bir istihdam kadrosu oluşturduklarını kaydetti.

Dostluk grubu kurdu Van’a fabrika açıyor

Wilco Group CEO’su Mehmet Avcı’nın, doğum yeri Van’da fabrika projeleri de var. Girişimcileri bir araya getirerek 25 kişilik ‘dostluk grubu’nu kuran Avcı, sosyal yardımlaşma ve gençlerin iş sahibi olması için önemli görevler yürütüyor. Dostluk grubunun ilk meyvesi Van’da temmuz ayı itibariyle hizmete açılacak tekstil fabrikası olacak. 7 milyon liralık yatırımla devreye alınacak tesiste 500 kişinin istihdam edileceğini açıklayan Avcı “Üyelerimizin yanında devletimizin de teşvik noktasında ciddi katkıları oldu. Biz daha makineleri almadan hükûmet arsayı teslim etmişti. Çift vardiya çalışacak atölyeden İspanya, İtalya ve yanı başımızdaki İran’a tekstil ihracatı yapacağız” dedi. Streç film üretimi ve traktör fabrikası da Avcı ve arkadaşlarının gelecek yıl için planladığı yeni projeler arasında. Aynı zamanda TÜSİAD üyeliğine de layık görülen Mehmet Avcı, iş insanlarını söz konusu teşviklerden yararlanarak, doğu ve güney illerine yatırım yapmaya davet ediyor. 

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/ekonomi/562135.aspx